top of page
Ana Sayfa
Blog
Görsel Ayetler
Videolar
Galeri
İletişim
Daha fazla...
Use tab to navigate through the menu items.
Agios Konstantinos
Kilisesi
İsa Mesih Film Projeleri
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
06:45
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İsa Mesih: “Cesur Olun, Korkmayın!”
İsa Mesih bu ayetlerde yalnızca mucizeler göstermiyor; insanın korkusuna, kuşkusuna ve yüreğinin derinliklerine dokunuyor. Issız yerde binlerce insanı birkaç ekmek ve balıkla doyuran Rab, aslında yalnızca bedenleri değil, umutsuz kalpleri de doyuruyordu. Fırtınanın ortasında suyun üzerinde yürürken söylediği “Cesur olun, benim, korkmayın!” sözü bugün de korkularıyla mücadele eden herkes için yankılanıyor. Petrus suyun üzerinde yürümeye başladığında gözlerini Rab’den ayırmadığı sürece ayakta kaldı; fakat korkuya baktığında batmaya başladı. Çünkü iman, fırtınanın yokluğu değil, fırtınanın ortasında İsa Mesih’e bakabilmektir. Bu bölümde İsa Mesih aynı zamanda insanın en büyük probleminin dış görünüş değil, yürek olduğunu açıklıyor. İnsanların geleneklerle, görünüşlerle ve dışsal kurallarla temiz görünmeye çalıştığı bir dünyada O, gerçek kirliliğin insanın içinden çıktığını söylüyor. Kötülük, kibir, yalan, nefret ve ikiyüzlülük insanın yüreğinde başlar. Bu yüzden Rab sadece davranışları değil, kalbi değiştirmeye geldi. Çünkü Tanrı’nın Sözü insan törelerinden üstündür ve gerçek dönüşüm dışarıdan değil, içeriden başlar. İsa Su Üstünde Yürüyor (Mar.6:45-56; Yu.6:15-21) Bundan hemen sonra İsa öğrencilerine, tekneye binip kendisinden önce karşı yakaya geçmelerini buyurdu. Bu arada halkı evlerine gönderecekti. Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı. O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta[a] dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu. Sabaha karşı[b] İsa, gölün üstünde yürüyerek onlara yaklaştı. Öğrenciler, O'nun gölün üstünde yürüdüğünü görünce dehşete kapıldılar. “Bu bir hayalet!” diyerek korkuyla bağrıştılar. Ama İsa hemen onlara seslenerek, “Cesur olun, benim, korkmayın!” dedi. Petrus buna karşılık, “Ya Rab” dedi, “Eğer sen isen, buyruk ver suyun üstünden yürüyerek sana geleyim.” İsa, “Gel!” dedi. Petrus da tekneden indi, suyun üstünden yürüyerek İsa'ya yaklaştı. Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. “Ya Rab, beni kurtar!” diye bağırdı. İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, “Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?” dedi. Onlar tekneye bindikten sonra rüzgar dindi. Teknedekiler, “Sen gerçekten Tanrı'nın Oğlu'sun” diyerek O'na tapındılar. Gölü aşıp Ginnesar'da karaya çıktılar. 35Yöre halkı İsa'yı tanıyınca çevreye haber saldı. Bütün hastaları O'na getirdiler. Giysisinin eteğine bir dokunsak diye yalvarıyorlardı. Dokunanların hepsi iyileşti. 00:00 İsa Beş Bin Kişiyi Doyuruyor 01:33 İsa Su Üstünde Yürüyor 04:03 Töre mi, Tanrı'nın Sözü mü? 05:15 İnsanı Kirleten Nedir? #İsa Mesih #Korkmayın #İnanç #KutsalKitap #TanrınınSözü #Hristiyanlık #İsaMesihMucizeleri
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:24
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Gerçek mi, Yanılgı mı, Kurgu mu? -6
Josh McDowell’in bu bölümünde, Kutsal Kitap’ın tarihsel güvenilirliği bibliyografik test üzerinden ele alınıyor. Antik dünyada yazılan metinlerin hangi şartlarda korunduğu, papirüslerin ne kadar hassas olduğu ve otografların nasıl nesilden nesile aktarıldığı inceleniyor. Papirüsler kalıcı değildi. Nem, zaman ve kullanım nedeniyle yıpranıyor, parçalanıyor ve yok oluyordu. Ancak metinler kaybolmasın diye dikkatle yeniden kopyalanıyordu. Böylece orijinal otograflarda yazılan sözler, yeni papirüslere aktarılarak varlığını sürdürüyordu. Asıl önemli olan yalnızca papirüsün kendisi değil, mesajın korunmasıydı. Bu süreç kolay değildi. O dönemde mürekkep bulmak zahmetliydi ve yazım işlemleri büyük emek gerektiriyordu. Metinler çoğu zaman loş ortamlarda, mum ışığında okunuyor ve kopyalanıyordu. Bir harfin yanlış yazılması bile büyük önem taşıdığı için kopyacılar son derece dikkatli çalışıyordu. Bu bölümde mürekkep sorunlarından kopyalama süreçlerine, otografların zaman çizelgesinden el yazmalarının korunmasına kadar birçok önemli detay ele alınıyor. Bibliyografik testin ne olduğu ve tarih boyunca metin güvenilirliğinin nasıl değerlendirildiği açıklanırken, Kutsal Kitap metinlerinin günümüze nasıl ulaştığı da detaylı şekilde inceleniyor. 00:00 Bibliyografik Test Neden Bu Kadar Önemli? 00:30 Papirüs Üzerine Yazılan Metinler 01:10 Papirüsler Ne Kadar Dayanabilirdi? 01:30 Mürekkep Problemi 02:20 Kopyalama Süreci 02:43 Otografların Zaman Çizelgesi #papirus #JoshMcDowell #KutsalKitap #Tarih #İncil #Arkeoloji #Kutsalkitapdeğiştirildimi #Müjde #Hristiyanlık #İsaMesih
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:14
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Güvenilir mi? -14
Josh McDowell’in “Kutsal Kitap Değiştirildi mi?” serisinin 14. bölümünde, tarihin en gizemli keşiflerinden birine yakından bakıyoruz. Tarih boyunca kutsal yazıların korunması için inanılmaz bir titizlik gösterildi. Buna rağmen birçok insan, özellikle Da Vinci Şifresi sonrası, Konstantin’in gerçekleri sakladığını ya da kutsal metinleri yok ettiğini düşünmeye başladı. Fakat Ölü Deniz Parşömenleri tüm bu iddiaları yeniden sorgulatacak kadar önemliydi… Roma ordusu Yeruşalim’e yaklaşırken insanlar kutsal yazmaları koruyabilmek için onları Kumran’daki mağaralara sakladı. Geri dönüp almayı planladılar ama çoğu geri dönemedi. Böylece bu parşömenler yaklaşık 2000 yıl boyunca karanlık mağaralarda kaldı. Peki bu parşömenlerde gerçekten ne vardı? Neden bazı insanlar onların dünyayı değiştirecek kadar önemli olduğunu düşünüyor? Ve 2000 yıl sonra kim onları nasıl buldu? Bir sonraki bölümde tam olarak bunu konuşacağız. 00:00 İntro 00:37 Yazıcıların Doğrulukları ve Güvenilirlikleri 01:02 Da Vinci Şifresi'ndeki Hatalar: Konstantin Metinleri Yok Etmeye Çalıştı mı? 01:30 Ölü Deniz Parşömenleri Aslında Nedir? 01:47 Roma Ordusunun Yeruşalim'e Yürüyüşü ve Metinleri Saklama Kararı 02:42 Kumran Mağaralarında Geçen 2000 Yıl 03:00 Parşömenler Nasıl Bulundu? (Gelecek Bölüm Fragmanı) #ÖlüDenizParşömenleri #JoshMcDowell #KutsalKitap #Tarih #İncil #Arkeoloji #DaVinciŞifresi #Müjde #Hristiyanlık #İsaMesih
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
07:49
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İsa Bunları Neden Benzetmelerle Anlattı?
İsa Bunları Benzetmelerle Anlattı Matta 13:24’ten 14:12’ye kadar uzanan bu bölümde, İsa’nın anlattığı benzetmelerin ardındaki derin mesajları keşfediyoruz. Deliceler Benzetmesi’nden başlayan bu yolculuk, insanların gerçeği neden göremediğini, iyilik ve kötülüğün neden birlikte büyüdüğünü ve Yahya’nın ölümüne kadar uzanan karanlık olayları gözler önüne seriyor. İsa neden açık konuşmak yerine benzetmeler kullandı? Neden bazıları duyduğu hâlde anlayamadı? Ve neden gerçeği söyleyenler susturuldu? Bu video, sadece geçmişte yaşanan olayları değil, bugün hâlâ devam eden ruhsal mücadeleyi de anlamaya yardımcı olacak derin bir bakış sunuyor. “Kulakları olan işitsin.” Bu videoda; İsa’nın neden benzetmelerle neyi anlatmaya çalıştığını, Deliceler Benzetmesi’nde iyi ve kötünün neden birlikte büyümesine izin verildiğini, İnsanların gerçeği duyduğu hâlde neden anlayamadığını, Ve Vaftizci Yahya’nın ölümünün nasıl Kutsal Yazılar'da işlendiğini izliyoruz. MATTA 13:36-40 Bundan sonra İsa halktan ayrılıp eve gitti. Öğrencileri yanına gelip, “Tarladaki delicelerle ilgili benzetmeyi bize açıkla” dediler. İsa, “İyi tohumu eken, İnsanoğlu'dur” diye karşılık verdi. “Tarla ise dünyadır. İyi tohum, göksel egemenliğin oğulları, deliceler de kötü olanın oğullarıdır. Deliceleri eken düşman, İblis'tir. Biçim vakti, çağın sonu; orakçılar ise meleklerdir. “Deliceler nasıl toplanıp yakılırsa, çağın sonunda da böyle olacaktır. İnsanoğlu meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren her şeyi, kötülük yapan herkesi O'nun egemenliğinden toplayıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. Doğru kişiler o zaman Babaları'nın egemenliğinde güneş gibi parlayacaklar. Kulağı olan işitsin!” 00:00 Hardal Tanesi ve Maya Benzetmeleri 02:06 Deliceler Benzetmesi Açıklanıyor 03:35 Define ve İnci Benzetmeleri 04:08 Ağ Benzetmesi 05:09 İsa Reddediliyor 06:11 Yahya'nın Öldürülmesi
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:21
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İlişki Kurmak -14
Bir çocuğun dünyası, babasının gözlerinde gördüğü onay ve şefkatle inşa edilir. Peki ya bu sevgi esirgenirse? Babasının şefkatine doymayan bir kalp, hayatı boyunca o derin boşluğu neyle doldurmaya çalışır? Gösterilmeyen sevgi, bir çocuğun ruhunda sessiz ama yıkıcı bir enkaz bırakırken; eyleme dökülen koşulsuz şefkat, onun geleceğini aydınlatan en güçlü fener olur. Josh McDowell, "İlişki Kurmak" serisinin 14. bölümünde, eyleme dökülmeyen sevginin sarsıcı sonuçlarını ve bir babanın evladına göstereceği sevginin dönüştürücü gücünü derinlemesine ele alıyor. Hayatın merkezindeki bu ilahi ve pratik sevgiyi keşfetmek için bölümü izleyin. Kendi düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşmayı ve kanalımıza abone olmayı unutmayın. 00:00 İlişkisiz Kurallar İsyana Yol Açarlar 00:30 "Birbirinizi Sevin" Buyruğu 00:50 Çocuk Sevgi Görmezse 01:10 Seni Seviyorum Demek. 02:00 Sevmek İçin Doğru Zaman Nedir?
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:55
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Gerçek mi, Yanılgı mı, Kurgu mu? -5
Bu bölümde Kutsal Kitap metinlerinin el yazmaları aracılığıyla yüzyıllar boyunca nasıl büyük bir titizlikle çoğaltılıp nesilden nesile aktarıldığı ele alınıyor. Farklı dönemlere ait el yazması nüshaların karşılaştırılması ve yapılan bibliyografik incelemeler, metinlerin güvenilirliği konusunda oldukça güçlü ve düşündürücü bir bakış açısı sunuyor. Tarihin derinliklerinden gelen bu aktarım süreci, sadece bir metnin korunmasından ibaret değil; aynı zamanda büyük bir emanetin, dikkat ve sorumlulukla bugüne taşınmasının da hikayesini anlatıyor. Videonun devamında bu sürecin detaylarını daha yakından inceleyebilir, metinlerin nasıl bu kadar tutarlı bir şekilde günümüze ulaştığını birlikte keşfedebilirsiniz. 00:00 Tarihe Ne Kadar Güvenebiliriz? 00:30 Gerçeği Ölçen Test: Bibliyografik Kanıt 00:50 Yüzyıllık İzler: El Yazmaları 01:10 Asıl Metin Nerede? Otograf Meselesi 02:00 Metinler Gerçekten Nasıl Sınanır? #Tarih #JoshMcDowell #İsaMesih #Apologetik #TarihselKanıt #Hristiyanlık #Gerçeklik #Teoloji
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
04:19
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İlişki Kurmak - 13
Ailenin Sana İhtiyacı Var! Babalar çocuklarını gerçekten çok sever… Ama eve geldiklerinde çok yorgundurlar. Nasıl yaklaşacaklarını bilemezler. Çocuklarıyla bağ kurmayı sürekli “yarına” bırakırlar. Josh McDowell bu kesitte çok önemli bir gerçeği anlatıyor: Bazen bir annenin tek bir yönlendirmesi, tek bir teşviki bile bir babanın çocuklarının hayatındaki yerini tamamen değiştirebilir. “Git oğlunla konuş.” “Kızın bugün seni bekledi.” “Birlikte vakit geçirmeniz lazım…” Ve bazen çocukla baba arasındaki bağı ayakta tutan şey, annenin sessizce kurduğu o köprüdür. Bu videoda; Bir annenin aile içindeki görünmeyen etkisini, Babaların çocuklarıyla bağ kurabilmesi için neden desteğe ihtiyaç duyduğunu, Ve çocukların aslında en çok “ulaşılabilir” bir baba aradığını konuşuyoruz. Çünkü yıllar sonra çocukların hatırlayacağı şey; ne aldığınız hediyeler… ne ödediğiniz faturalar… Onlar için gerçekten orada olup olmadığınızdır. 00:00 Eşim Bir Anda Yanıma Geldi… 00:30 Bu Kadar Sevgi Beklemiyordum 00:50 Eşimle O Zor Yüzleşme 01:10 Aile Olmak Sandığım Gibi Değil 02:00 Eşimin Çocuklarla İlgili Söylediği Şey 02:40 Çocuklar Beni Gerçekten Duyuyor mu? 03:30 Çocuklarım Benim Sözümü Kesebilir #AileHayatı #Evlilik #DuygusalAnlar #İlişkiTavsiyeleri #HayatDersleri
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:10
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Güvenilir mi? -13
Eski Ahit binlerce yıl öncesinden günümüze nasıl bozulmadan ulaştı? Serimizin 13. bölümünde Josh McDowell ile antik elyazmalarının günümüze neden az sayıda ulaştığının ardındaki şaşırtıcı gerçeği inceliyoruz. Sanılanın aksine, eski elyazmalarının sayıca eksikliği Eski Ahit'in güvenilirliğinden ve otoritesinden hiçbir şey kaybettirmez. Frederic G. Kenyon'un da belirttiği gibi, Rabbin yazıcılara verdiği benzersiz disiplin sayesinde Kutsal metinler inanılmaz bir hassasiyetle kopyalanırdı. Zamanla yıpranan elyazmaları ise asla sıradan bir şekilde imha edilmez; önce "Ganista" adı verilen özel tahta bir dolaba kaldırılır, ardından büyük bir saygı ritüeliyle toprağa gömülürdü. Kutsal Kitab'ın bugünkü mükemmel güvenilirliğini sağlayan da yazıcıların bu kusursuz adanmışlığıdır. Tarihin tozlu sayfalarına gizlenmiş bu asırlık saygıyı ve disiplini hissedeceğiniz bu bölümü kaçırmayın. Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşmayı unutmayın! #KutsalKitap #Tevrat #Değiştirilmedi #TarihselKanıt #JoshMcDowell #Apologetik #Yazıcılar
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:10
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kara Delik
Elinize her kapıyı açan, her duvardan geçen sihirli bir güç geçseydi ne yapardınız? Bu ödüllü kısa filmde, uykusuz bir ofis çalışanı fotokopi makinesinden çıkan gizemli bir kağıt parçasıyla tanışır: Bir "Kara Delik". Bu delik sayesinde otomat makinesinden bedava çikolata almak eğlencelidir. Ama insanoğlunun doğası asla azıyla yetinmez. Kahramanımız gözünü daha yükseğe, patronun çelik kasasına diktiğinde işler değişir. Açgözlülük, bizi içine çeken ve kaçışın olmadığı bir tuzağa dönüşebilir mi? Bu 3 dakikalık gerilim ve komedi dolu hikayeyi izleyin. Sonuna çok şaşıracaksınız! 🕳️ Tartışma Konusu: Küçük bir "kaçamak" ile başlayan hatalar, hayatımızda nasıl büyüyüp bizi hapseden bir kasaya dönüşür?
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:33
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Affedin ki, Affedilesiniz.
Dünyanın kuralları basittir: Sana vurana karşılık ver, senden çalandan intikam al, sadece sana iyilik yapanlara iyilik yap. Peki ya Tanrı'nın kuralları bunun tam tersiyse? Bu videoda, İncil'in en sarsıcı, uygulaması en zor ama insanlığı en çok yücelten ahlaki manifestosunu inceliyoruz. İsa Mesih'in meşhur vaazında dile getirdiği o devrimci sözler: "Düşmanlarınızı sevin, size lanet edenlere iyilik dileyin." Birçoğumuz "öteki yanağı çevirmeyi" bir zayıflık veya eziklik olarak algılarız. Oysa İsa, nefretin döngüsünü kırmanın tek yolunun, karşılık vermeyi reddeden radikal bir sevgi olduğunu öğretti. Yargılamamak, affetmek ve karşılık beklemeden vermek... İnsanoğlu bu ilahi seviyeye gerçekten ulaşabilir mi? "İsa der ki: 'Sadece sizi sevenleri severseniz, neden bir lütuf bekliyorsunuz ki? Günahkârlar bile kendilerini sevenleri sever.' Hepimiz bize iyi davrananlara iyi davranırız, bu doğaldır. Ama ahlakın ve ruhsal olgunluğun zirvesi; size haksızlık edene, sizden nefret edene şefkatle yaklaşabilmektir. Çünkü Tanrı, nankörlere ve kötülere karşı bile iyidir. O'nun çocukları olmak, o zor sevgiyi göstermeyi gerektirir."
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:41
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Dinlerin 'Kul' Anlayışına İsa'nın İtirazı: 'Size Artık Dost Diyorum!
İnsanlık tarihi boyunca dinler, Tanrı ile insan arasındaki ilişkiyi genellikle bir "Efendi ve Köle" veya "Patron ve İşçi" dinamiği üzerinden tanımlamıştır. Ancak İncil'in Yuhanna 15. bölümünde, İsa Mesih bu algıyı kökünden yıkar: "Size artık kul demiyorum... Size dost dedim." Bu videoda, Hristiyan mistisizminin merkezinde yer alan "Asma ve Çubuk" analojisini derinlemesine inceliyoruz. Sadece kurallara uymakla değil, kaynağın bizzat içinde "kalmakla" (yaşamsal bir bağ kurmakla) gelen o büyük gücü konuşacağız. Ayrıca hepimizin hayatında sorduğu o zor soruyu yanıtlıyoruz: Hayatımızda ters giden şeyler, kesilen ilişkiler veya kayıplar Tanrı'nın bir cezası mı? Yoksa daha çok meyve vermemiz için ruhsal bir "budanma" süreci mi? Köklerinize geri dönmeye ve Kaynak'tan beslenmeye hazır mısınız? “Ben gerçek asmayım ve Babam bağcıdır. Bende meyve vermeyen her çubuğu kesip atar, meyve veren her çubuğu ise daha çok meyve versin diye budayıp temizler. Size söylediğim sözle siz şimdiden temizsiniz. Bende kalın, ben de sizde kalayım. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden meyve veremez. Bunun gibi, siz de bende kalmazsanız meyve veremezsiniz. Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız. Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir. Babam çok meyve vermenizle yüceltilir. Böylelikle öğrencilerim olursunuz. “Baba'nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam'ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi... Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim. Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin. Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur. Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz. Artık size kul demiyorum. Çünkü kul efendisinin ne yaptığını bilmez. Size dost dedim. Çünkü Babam'dan bütün işittiklerimi size bildirdim. Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba'dan ne dilerseniz size versin. Size şu buyruğu veriyorum: Birbirinizi sevin!”
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:53
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Yaratıcı Ebeveynlik-14
Spor yıldızlarının, müzisyenlerin veya oyuncuların çocuklarımız için en büyük "rol modeller" olduğu söylenir. Josh McDowell buna kesinlikle itiraz ediyor! Çocuğunuzun hayattaki ilk ve en güçlü rol modeli sizsiniz. Ancak medyanın, çocukların dünyasına girmesini engelleyemeyiz. Peki, televizyonda sevilen bir sporcunun (örneğin Michael Jordan veya Tiger Woods) ahlaki bir skandala karıştığını duyduğunuzda ne yapmalısınız? Kanalı mı değiştirmelisiniz? McDowell, bu tür haberlerden kaçmak yerine onları birer "ahlak pusulası" eğitimine dönüştürüyor. Çocuklarına soruyor: "Yaptıkları bu şey sence neden yanlış? Tanrı bu konuda ne diyor? Bundan kendi hayatımız için ne öğrenebiliriz?" Aynı taktiği, dünyada iyilik yapan ünlü figürler için de kullanıyor. Bu videoda; medyayı bir düşman olarak görmek yerine, çocuklarınızın ahlaki gelişiminde nasıl bir tartışma aracına dönüştürebileceğinizi öğreneceksiniz.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:01
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Görmeden İman Edenlere Ne Mutlu
Modern çağın insanları olarak hepimiz biraz "Tomas" gibiyiz. Gözümüzle görmediğimiz, elimizle dokunmadığımız şeylere inanmakta zorlanıyoruz. Mantığımız sürekli kanıt arıyor. Peki Tanrı bu "akılcı şüpheye" nasıl yaklaşıyor? Şüphe etmek bir günah mıdır? İsa Mesih dirildiğinde, öğrencilerden biri orada değildi: İkiz diye anılan Tomas. Diğerleri "O'nu gördük!" dediğinde, Tomas tarihe geçen o resti çekti: "Ellerinde çivilerin izini görmedikçe, parmağımı o yaralara sokmadıkça asla inanmam!" İsa bu imansızlık karşısında ne yaptı? Onu gruptan kovdu mu? Üzerine yıldırımlar mı gönderdi? Hayır. Tam sekiz gün sonra, sırf Tomas'ın şüphesini dindirmek için kapıları kapalı odaya girdi ve "Parmağını uzat Tomas, yaralarıma dokun" dedi. Bu videoda; Tanrı'nın bizim şüphelerimizden korkmadığını, aksine şüphelerimizi şefkatle nasıl karşıladığını, Tomas'ın kanıtlara dokunduktan sonra yaptığı "Rabbim ve Tanrım" itirafının teolojik büyüklüğünü, Ve inanç krizlerinden nasıl daha güçlü bir imanla çıkabileceğimizi konuşuyoruz. Yuhanna 20:24-28 Onikiler'den biri, “İkiz” diye anılan Tomas, İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi. Öbür öğrenciler ona, “Biz Rab'bi gördük!” dediler. Tomas ise, “O'nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam” dedi. Sekiz gün sonra İsa'nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu, “Size esenlik olsun!” dedi. Sonra Tomas'a, “Parmağını uzat” dedi, “Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!” Tomas O'nu, “Rabbim ve Tanrım!” diye yanıtladı.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:42
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Gerçek mi, Yanılgı mı, Kurgu mu? -4
"İsa'nın ölümden dirildiğini nereden biliyorsun? 2000 yıl önceki tarihi kesin olarak bilemeyiz!" Etrafınızda bu itirazı yapan birileri mutlaka vardır. Josh McDowell bu argümana mantıksal bir ayna tutuyor: Eğer tarihi bilemiyorsak, O'nun dirilmediğini de iddia edemezsiniz! Bu videoda dünyaca ünlü yazar Josh McDowell, kendi hayatındaki o büyük kırılma anını anlatıyor. Gençliğinde Hristiyanlığı tamamen çürütmek ve "aptalca" olduğunu kanıtlamak için Hüküm Gerektiren Kanıtlar kitabını yazmaya koyulmuştu. Ancak tarihsel araştırmalar onu beklemediği bir gerçeğe götürdü. Kendi deyimiyle "tarihin gerçekleri tarafından yönlendirilen" McDowell, serinin bu noktasında hepimizin aklındaki o iki devasa soruyu masaya yatırıyor: Bugün elimizde tuttuğumuz Yeni Antlaşma (İncil) metinleri değiştirildi mi? Yazılanlar gerçekten doğru mu? İsa bunları gerçekten söyledi ve yaptı mı? İnancınızı söylentiler üzerine değil, tarihi kanıtlar üzerine inşa etmeye hazırsanız, bu bölümü kaçırmayın.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
01:28
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Genç Adam, Kalk Ayağa!
Bazen hayal kırıklıkları o kadar üst üste gelir ki, insan yeniden "ümit etmekten" bile korkar hale gelir. İsrail halkı da tam olarak bu psikoloji içindeydi. Hele ki Nain kentindeki o dul kadın... Sadece eşini değil, hayattaki tek dayanağı olan tek oğlunu da kaybetmişti. Eski çağlarda bu, bir kadının sosyal ve ekonomik olarak tamamen yok olması demekti. Cenaze alayı şehirden çıkarken her şey bitmiş görünüyordu. Ta ki İsa Mesih o yoldan geçene kadar. İsa Mesih kalabalığa yaklaştı, cenazeyi durdurdu ve ölüme doğrudan emretti: "Genç adam, kalk ayağa!" Bu videoda, İncil'in en dokunaklı mucizelerinden birini inceliyoruz. Hayatınızda "artık bitti" dediğiniz, ümidinizi tamamen kestiğiniz neler var? Belki de tek ihtiyacınız olan, O'nun hayatınıza dokunmasıdır.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:54
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İlişki Kurmak -12
"Büyükbaba Etkisi Oğlum, maçı beraber izleyelim mi?" "Baba çok isterdim ama arkadaşlara sözüm var..." Josh McDowell bu duruma "Büyükbaba Etkisi" diyor. Bir adam evlenir, çocukları olur ama hayatın koşturmacası, para kazanma derdi veya yorgunluk yüzünden çocuklarıyla asla yeterince vakit geçirmez. Onları yatırmaz, masal okumaz, antrenmanlarına gitmez. Ta ki 45-50 yaşlarına gelip de birdenbire çocuklarıyla bağ kurmak isteyene kadar. Ama o yaşa geldiklerinde acı bir gerçekle yüzleşirler: Artık büyümüş olan çocuklarının onlara ayıracak vakti yoktur. Tıpkı babalarının eskiden onlara ayırmadığı gibi. Bu videoda; Ailede "ulaşılabilir" olmanın çocuğa nasıl "sen önemlisin" hissini verdiğini, Yıllar sonra gelen o büyük baba pişmanlığını, Ve Josh McDowell'ın kendi eşinden aldığı o sarsıcı uyarıyı konuşuyoruz. Çocuklarınızla bağ kurmak için çok mu geç kaldınız? Köprüleri yeniden nasıl inşa edersiniz?
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:15
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İsa Neden 3 Kez 'Beni Seviyor musun?' Diye Sordu?
Bizler hep başkalarının hikayelerine bakıp Tanrı'ya sorarız: 'Peki o ne olacak? Neden onun hayatı daha kolay? Neden o benim çektiğim acıları çekmiyor?' Petrus da Yuhanna'ya bakıp aynısını sormuştu. İsa'nın cevabı ise hepimiz için sarsıcı bir uyanış çağrısıdır: 'Onun ne olacağından sana ne? Sen başkasının hikayesini bırak, sen benim ardımdan gel! Tanrı'yı o kadar büyük hayal kırıklığına uğrattığınızı düşündünüz mü ki, bir daha asla affedilmeyeceğinizi veya kullanılamayacağınızı hissettiniz mi? Simun Petrus tam olarak böyle hissediyordu. İsa'yı en zor anında üç kez inkâr etmiş ve acı acı ağlamıştı. Ancak dirilişten sonra Celile Gölü kıyısında kurulan o sabah kahvaltısında, tarih boyunca unutulmayacak bir onarım diyaloğu yaşandı. İsa, Petrus'a hesap sormadı, onu utandırmadı. Sadece o açtığı üç yarayı sarmak için üç kez sordu: "Beni seviyor musun?" Yuhanna 21:15-21 Yemekten sonra İsa, Simun Petrus'a, “Yuhanna oğlu Simun, beni bunlardan daha çok seviyor musun?” diye sordu. Petrus, “Evet, ya Rab” dedi, “Seni sevdiğimi bilirsin.” İsa ona, “Kuzularımı otlat” dedi. İkinci kez yine ona, “Yuhanna oğlu Simun, beni seviyor musun?” diye sordu. O da, “Evet, ya Rab, seni sevdiğimi bilirsin” dedi. İsa ona, “Koyunlarımı güt” dedi. Üçüncü kez ona, “Yuhanna oğlu Simun, beni seviyor musun?” diye sordu. Petrus kendisine üçüncü kez, “Beni seviyor musun?” diye sormasına üzüldü. “Ya Rab, sen her şeyi bilirsin, seni sevdiğimi de bilirsin” dedi. İsa ona, “Koyunlarımı otlat” dedi. “Sana doğrusunu söyleyeyim, gençliğinde kendi kuşağını kendin bağlar, istediğin yere giderdin. Ama yaşlanınca ellerini uzatacaksın, başkası seni bağlayacak ve istemediğin yere götürecek.” Bunu, Tanrı'yı ne tür bir ölümle yücelteceğini belirtmek için söyledi. Sonra ona, “Ardımdan gel” dedi. Petrus arkasına döndü, İsa'nın sevdiği öğrencinin kendilerini izlediğini gördü. Bu öğrenci, akşam yemeğinde İsa'nın göğsüne yaslanan ve, “Ya Rab, sana kim ihanet edecek?” diye soran öğrencidir. Petrus onu görünce İsa'ya, “Ya Rab, ya bu ne olacak?” diye sordu.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:18
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Gerçek Nedir?
"Gerçek nedir?" Tarihin en derin felsefi sorularından biri, Roma Valisi Pontius Pilatus tarafından, "Yol, Gerçek ve Yaşam Ben'im" diyen İsa Mesih'in tam gözlerinin içine bakılarak soruldu. Ancak Pilatus, cevabı beklemeden arkasını dönüp gitti. Bu videoda, Yuhanna İncili'ndeki en gerilimli yargılanma sahnesine derinlemesine iniyoruz. Yuhanna 18:28-40 Bir yanda dini kuralları bozulmasın diye vali konağına girmeyen ama masum bir adamı ölüme gönderen dini liderlerin korkunç ikiyüzlülüğünü göreceğiz. Diğer yanda, dünyanın en büyük askeri gücünün karşısında durup "Benim krallığım bu dünyadan değildir" diyerek gücün tanımını baştan yazan İsa Mesih'i izleyeceğiz. İnsanlık o gün bir seçim yaptı: Gerçeğe tanıklık edeni değil, bir haydut olan Barabba'yı istedi. Peki biz bugün hangisini seçiyoruz? Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa'yı Kayafa'nın yanından alarak vali konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve Fısıh yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler. Bunun üzerine Pilatus dışarı çıkıp yanlarına geldi. “Bu adamı neyle suçluyorsunuz?” diye sordu. Ona şu karşılığı verdiler: “Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, O'nu sana getirmezdik.” Pilatus, “O'nu siz alın, kendi yasanıza göre yargılayın” dedi. Yahudi yetkililer, “Bizim hiç kimseyi ölüm cezasına çarptırmaya yetkimiz yok” dediler. Bu, İsa'nın nasıl öleceğini belirtmek için söylediği sözler yerine gelsin diye oldu. Pilatus yine vali konağına girdi. İsa'yı çağırıp O'na, “Sen Yahudiler'in Kralı mısın?” diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: “Bunu kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa başkaları mı sana söyledi?” Pilatus, “Ben Yahudi miyim?” dedi. “Seni bana kendi ulusun ve başkâhinlerin teslim ettiler. Ne yaptın?” İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir. Pilatus, “Demek sen bir kralsın, öyle mi?” dedi. İsa, “Kral olduğumu sen söylüyorsun” karşılığını verdi. “Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.” Pilatus O'na, “Gerçek nedir?” diye sordu. Bunu söyledikten sonra Pilatus yine dışarıya, Yahudiler'in yanına çıktı. Onlara, “Ben O'nda hiçbir suç görmüyorum” dedi. “Ama sizin bir geleneğiniz var, her Fısıh Bayramı'nda sizin için birini salıveriyorum. Yahudiler'in Kralı'nı sizin için salıvermemi ister misiniz?” Onlar yine, “Bu adamı değil, Barabba'yı isteriz!” diye bağrıştılar. Oysa Barabba bir hayduttu.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:16
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Görünmez Tanrı'nın Yüzü: 'Beni Gören, Baba'yı Görmüştür'
İncil'in en çok bilinen ama belki de en az anlaşılan bölümlerinden biri: Öğrencileri korku içindeyken, İsa onlara sadece teselli vermedi; aynı zamanda gerçekliğin doğasına dair akıl almaz sırlar açıkladı. Filipus "Bize Baba'yı göster" dediğinde, aslında insanlığın en kadim arzusunu dile getiriyordu: Tanrı'yı görmek istiyoruz. İsa'nın cevabı ise teoloji tarihini sarstı: "Bunca zamandır sizinleyim... Beni gören, Baba'yı görmüştür." Bu videoda metnin sadece yüzeyinde kalmıyor, derinlerine iniyoruz: "Yol, Gerçek ve Yaşam" iddiası diğer inançları dışlayan katı bir dogma mıdır, yoksa evrensel hakikatin ta kendisi mi? İsa'nın ve Baba'nın birliği (Ego Eimi) felsefi olarak ne anlama gelir? Ve en şok edici vaat: Sıradan insanlar nasıl olur da İsa'nın yaptıklarından "daha büyük işler" yapabilir? Binalara değil, doğrudan Baba'nın kalbine giden o "Yol"u keşfetmeye hazır mısınız? Yuhanna 14:1-14 “Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. Babam'ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım. Benim gideceğim yerin yolunu biliyorsunuz.” Tomas, “Ya Rab, senin nereye gideceğini bilmiyoruz, yolu nasıl bilebiliriz?” dedi. İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben'im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez. Beni tanısaydınız, Babam'ı da tanırdınız. Artık O'nu tanıyorsunuz, O'nu gördünüz.” 8Filipus, “Ya Rab, bize Baba'yı göster, bu bize yeter” dedi. İsa, “Filipus” dedi, “Bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, ‘Bize Baba'yı göster’ diyorsun? Benim Baba'da, Baba'nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor. Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin. Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır. Çünkü ben Baba'ya gidiyorum. Baba Oğul'da yüceltilsin diye, benim adımla dilediğiniz her şeyi yapacağım. Benim adımla benden ne dilerseniz yapacağım.”
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
04:50
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Katil Serbest, Masum Çarmıha: Neden Barabba ?
Tarihin en adaletsiz yargılamasına hoş geldiniz. Vali Pilatus'un önünde duran İsa Mesih, kendisine atılan iftiralara karşı mutlak bir sessizlik içindeydi. Pilatus O'nun suçsuz olduğunu biliyordu, hatta karısı rüyasında İsa yüzünden acı çektiğini söyleyerek onu uyarmıştı. Ancak dışarıdaki kalabalık kışkırtılmıştı. Pilatus onlara sordu: "Kimi serbest bırakayım? Bir katil olan Barabba'yı mı, yoksa İsa'yı mı?" Kalabalığın cevabı dünyayı sarstı: "Barabba'yı sal, İsa'yı çarmıha ger!" Bu videoda insanlığın en karanlık anlarını inceliyoruz: İhanetinin ağırlığına dayanamayıp intihar eden Yahuda İskariot'un trajik sonunu, "Ben suçsuzum" diyerek ellerini yıkayan Pilatus'un politik korkaklığını ve İsa'ya giydirilen mor kaftan ile dikenli tacın ardındaki derin manayı konuşacağız. Gerçekte Barabba kimdi? Aslında hepimiz birer Barabba olabilir miyiz? Matta 27: 1-31 Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsa'yı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar. O'nu bağladılar ve götürüp Vali Pilatus'a teslim ettiler. İsa'ya ihanet eden Yahuda, O'nun mahkûm edildiğini görünce yaptığına pişman oldu. Otuz gümüşü başkâhinlere ve ileri gelenlere geri götürdü. “Ben suçsuz birini[a] ele vermekle günah işledim” dedi. Onlar ise, “Bundan bize ne? Onu sen düşün” dediler. Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı. Paraları toplayan başkâhinler, “Kan bedeli olan bu paraları tapınağın hazinesine koymak doğru olmaz” dediler. Kendi aralarında anlaşarak bu parayla yabancılar için mezarlık yapmak üzere Çömlekçi Tarlası'nı satın aldılar. Bunun için bu tarlaya bugüne dek “Kan Tarlası” denilmiştir. Böylece Peygamber Yeremya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelmiş oldu: “İsrailoğulları'ndan kimilerinin O'na biçtikleri değerin karşılığı olan Otuz gümüşü aldılar; Rab'bin bana buyurduğu gibi, Çömlekçi Tarlası'nı satın almak için harcadılar.” İsa Vali Pilatus'un Önünde İsa valinin önüne çıkarıldı. Vali O'na, “Sen Yahudiler'in Kralı mısın?” diye sordu. İsa, “Söylediğin gibidir” dedi. Başkâhinlerle ileri gelenler O'nu suçlayınca hiç karşılık vermedi. Pilatus O'na, “Senin aleyhinde yaptıkları bunca tanıklığı duymuyor musun?” dedi. İsa tek konuda bile ona yanıt vermedi. Vali buna çok şaştı. Her Fısıh Bayramı'nda vali, halkın istediği bir tutukluyu salıvermeyi adet edinmişti. O günlerde Barabba adında ünlü bir tutuklu vardı. Halk bir araya toplandığında, Pilatus onlara, “Sizin için kimi salıvermemi istersiniz, Barabba'yı mı, Mesih denen İsa'yı mı?” diye sordu. İsa'yı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu. Pilatus yargı kürsüsünde otururken karısı ona, “O doğru adama dokunma. Dün gece rüyamda O'nun yüzünden çok sıkıntı çektim” diye haber gönderdi. Başkâhinler ve ileri gelenler ise, Barabba'nın salıverilmesini ve İsa'nın öldürülmesini istesinler diye halkı kışkırttılar. Vali onlara şunu sordu: “Sizin için hangisini salıvermemi istersiniz?” “Barabba'yı” dediler. Pilatus, “Öyleyse Mesih denen İsa'yı ne yapayım?” diye sordu. Hep bir ağızdan, “Çarmıha gerilsin!” dediler. Pilatus, “O ne kötülük yaptı ki?” diye sordu. Onlar ise daha yüksek sesle, “Çarmıha gerilsin!” diye bağrışıp durdular. Pilatus, elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: “Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Bu işe siz bakın!” Bütün halk şu karşılığı verdi: “O'nun kanının sorumluluğu bizim ve çocuklarımızın üzerinde olsun!” Bunun üzerine Pilatus onlar için Barabba'yı salıverdi. İsa'yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti. Askerlerin İsa'yı Aşağılaması Sonra valinin askerleri İsa'yı vali konağına götürüp bütün taburu başına topladılar. O'nu soyup üzerine kırmızı bir kaftan geçirdiler. Dikenlerden bir taç örüp başına koydular, sağ eline de bir kamış tutturdular. Önünde diz çöküp, “Selam, ey Yahudiler'in Kralı!” diyerek O'nunla alay ettiler. Üzerine tükürdüler, kamışı alıp başına vurdular. O'nunla böyle alay ettikten sonra kaftanı üzerinden çıkarıp kendi giysilerini giydirdiler ve çarmıha germeye götürdüler.
Daha Fazla Yükle
bottom of page