top of page
Ana Sayfa
Blog
Görsel Ayetler
Videolar
Galeri
İletişim
Daha fazla...
Use tab to navigate through the menu items.
Agios Konstantinos
Kilisesi
İsa Mesih Film Projeleri
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:41
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Dinlerin 'Kul' Anlayışına İsa'nın İtirazı: 'Size Artık Dost Diyorum!
İnsanlık tarihi boyunca dinler, Tanrı ile insan arasındaki ilişkiyi genellikle bir "Efendi ve Köle" veya "Patron ve İşçi" dinamiği üzerinden tanımlamıştır. Ancak İncil'in Yuhanna 15. bölümünde, İsa Mesih bu algıyı kökünden yıkar: "Size artık kul demiyorum... Size dost dedim." Bu videoda, Hristiyan mistisizminin merkezinde yer alan "Asma ve Çubuk" analojisini derinlemesine inceliyoruz. Sadece kurallara uymakla değil, kaynağın bizzat içinde "kalmakla" (yaşamsal bir bağ kurmakla) gelen o büyük gücü konuşacağız. Ayrıca hepimizin hayatında sorduğu o zor soruyu yanıtlıyoruz: Hayatımızda ters giden şeyler, kesilen ilişkiler veya kayıplar Tanrı'nın bir cezası mı? Yoksa daha çok meyve vermemiz için ruhsal bir "budanma" süreci mi? Köklerinize geri dönmeye ve Kaynak'tan beslenmeye hazır mısınız? “Ben gerçek asmayım ve Babam bağcıdır. Bende meyve vermeyen her çubuğu kesip atar, meyve veren her çubuğu ise daha çok meyve versin diye budayıp temizler. Size söylediğim sözle siz şimdiden temizsiniz. Bende kalın, ben de sizde kalayım. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden meyve veremez. Bunun gibi, siz de bende kalmazsanız meyve veremezsiniz. Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız. Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir. Babam çok meyve vermenizle yüceltilir. Böylelikle öğrencilerim olursunuz. “Baba'nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam'ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi... Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim. Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin. Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur. Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz. Artık size kul demiyorum. Çünkü kul efendisinin ne yaptığını bilmez. Size dost dedim. Çünkü Babam'dan bütün işittiklerimi size bildirdim. Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba'dan ne dilerseniz size versin. Size şu buyruğu veriyorum: Birbirinizi sevin!”
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:53
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Yaratıcı Ebeveynlik-14
Spor yıldızlarının, müzisyenlerin veya oyuncuların çocuklarımız için en büyük "rol modeller" olduğu söylenir. Josh McDowell buna kesinlikle itiraz ediyor! Çocuğunuzun hayattaki ilk ve en güçlü rol modeli sizsiniz. Ancak medyanın, çocukların dünyasına girmesini engelleyemeyiz. Peki, televizyonda sevilen bir sporcunun (örneğin Michael Jordan veya Tiger Woods) ahlaki bir skandala karıştığını duyduğunuzda ne yapmalısınız? Kanalı mı değiştirmelisiniz? McDowell, bu tür haberlerden kaçmak yerine onları birer "ahlak pusulası" eğitimine dönüştürüyor. Çocuklarına soruyor: "Yaptıkları bu şey sence neden yanlış? Tanrı bu konuda ne diyor? Bundan kendi hayatımız için ne öğrenebiliriz?" Aynı taktiği, dünyada iyilik yapan ünlü figürler için de kullanıyor. Bu videoda; medyayı bir düşman olarak görmek yerine, çocuklarınızın ahlaki gelişiminde nasıl bir tartışma aracına dönüştürebileceğinizi öğreneceksiniz.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:01
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Görmeden İman Edenlere Ne Mutlu
Modern çağın insanları olarak hepimiz biraz "Tomas" gibiyiz. Gözümüzle görmediğimiz, elimizle dokunmadığımız şeylere inanmakta zorlanıyoruz. Mantığımız sürekli kanıt arıyor. Peki Tanrı bu "akılcı şüpheye" nasıl yaklaşıyor? Şüphe etmek bir günah mıdır? İsa Mesih dirildiğinde, öğrencilerden biri orada değildi: İkiz diye anılan Tomas. Diğerleri "O'nu gördük!" dediğinde, Tomas tarihe geçen o resti çekti: "Ellerinde çivilerin izini görmedikçe, parmağımı o yaralara sokmadıkça asla inanmam!" İsa bu imansızlık karşısında ne yaptı? Onu gruptan kovdu mu? Üzerine yıldırımlar mı gönderdi? Hayır. Tam sekiz gün sonra, sırf Tomas'ın şüphesini dindirmek için kapıları kapalı odaya girdi ve "Parmağını uzat Tomas, yaralarıma dokun" dedi. Bu videoda; Tanrı'nın bizim şüphelerimizden korkmadığını, aksine şüphelerimizi şefkatle nasıl karşıladığını, Tomas'ın kanıtlara dokunduktan sonra yaptığı "Rabbim ve Tanrım" itirafının teolojik büyüklüğünü, Ve inanç krizlerinden nasıl daha güçlü bir imanla çıkabileceğimizi konuşuyoruz. Yuhanna 20:24-28 Onikiler'den biri, “İkiz” diye anılan Tomas, İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi. Öbür öğrenciler ona, “Biz Rab'bi gördük!” dediler. Tomas ise, “O'nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam” dedi. Sekiz gün sonra İsa'nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu, “Size esenlik olsun!” dedi. Sonra Tomas'a, “Parmağını uzat” dedi, “Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!” Tomas O'nu, “Rabbim ve Tanrım!” diye yanıtladı.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:42
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Gerçek mi, Yanılgı mı, Kurgu mu? -4
"İsa'nın ölümden dirildiğini nereden biliyorsun? 2000 yıl önceki tarihi kesin olarak bilemeyiz!" Etrafınızda bu itirazı yapan birileri mutlaka vardır. Josh McDowell bu argümana mantıksal bir ayna tutuyor: Eğer tarihi bilemiyorsak, O'nun dirilmediğini de iddia edemezsiniz! Bu videoda dünyaca ünlü yazar Josh McDowell, kendi hayatındaki o büyük kırılma anını anlatıyor. Gençliğinde Hristiyanlığı tamamen çürütmek ve "aptalca" olduğunu kanıtlamak için Hüküm Gerektiren Kanıtlar kitabını yazmaya koyulmuştu. Ancak tarihsel araştırmalar onu beklemediği bir gerçeğe götürdü. Kendi deyimiyle "tarihin gerçekleri tarafından yönlendirilen" McDowell, serinin bu noktasında hepimizin aklındaki o iki devasa soruyu masaya yatırıyor: Bugün elimizde tuttuğumuz Yeni Antlaşma (İncil) metinleri değiştirildi mi? Yazılanlar gerçekten doğru mu? İsa bunları gerçekten söyledi ve yaptı mı? İnancınızı söylentiler üzerine değil, tarihi kanıtlar üzerine inşa etmeye hazırsanız, bu bölümü kaçırmayın.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
01:28
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Genç Adam, Kalk Ayağa!
Bazen hayal kırıklıkları o kadar üst üste gelir ki, insan yeniden "ümit etmekten" bile korkar hale gelir. İsrail halkı da tam olarak bu psikoloji içindeydi. Hele ki Nain kentindeki o dul kadın... Sadece eşini değil, hayattaki tek dayanağı olan tek oğlunu da kaybetmişti. Eski çağlarda bu, bir kadının sosyal ve ekonomik olarak tamamen yok olması demekti. Cenaze alayı şehirden çıkarken her şey bitmiş görünüyordu. Ta ki İsa Mesih o yoldan geçene kadar. İsa Mesih kalabalığa yaklaştı, cenazeyi durdurdu ve ölüme doğrudan emretti: "Genç adam, kalk ayağa!" Bu videoda, İncil'in en dokunaklı mucizelerinden birini inceliyoruz. Hayatınızda "artık bitti" dediğiniz, ümidinizi tamamen kestiğiniz neler var? Belki de tek ihtiyacınız olan, O'nun hayatınıza dokunmasıdır.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:54
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İlişki Kurmak -12
"Büyükbaba Etkisi Oğlum, maçı beraber izleyelim mi?" "Baba çok isterdim ama arkadaşlara sözüm var..." Josh McDowell bu duruma "Büyükbaba Etkisi" diyor. Bir adam evlenir, çocukları olur ama hayatın koşturmacası, para kazanma derdi veya yorgunluk yüzünden çocuklarıyla asla yeterince vakit geçirmez. Onları yatırmaz, masal okumaz, antrenmanlarına gitmez. Ta ki 45-50 yaşlarına gelip de birdenbire çocuklarıyla bağ kurmak isteyene kadar. Ama o yaşa geldiklerinde acı bir gerçekle yüzleşirler: Artık büyümüş olan çocuklarının onlara ayıracak vakti yoktur. Tıpkı babalarının eskiden onlara ayırmadığı gibi. Bu videoda; Ailede "ulaşılabilir" olmanın çocuğa nasıl "sen önemlisin" hissini verdiğini, Yıllar sonra gelen o büyük baba pişmanlığını, Ve Josh McDowell'ın kendi eşinden aldığı o sarsıcı uyarıyı konuşuyoruz. Çocuklarınızla bağ kurmak için çok mu geç kaldınız? Köprüleri yeniden nasıl inşa edersiniz?
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:15
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İsa Neden 3 Kez 'Beni Seviyor musun?' Diye Sordu?
Bizler hep başkalarının hikayelerine bakıp Tanrı'ya sorarız: 'Peki o ne olacak? Neden onun hayatı daha kolay? Neden o benim çektiğim acıları çekmiyor?' Petrus da Yuhanna'ya bakıp aynısını sormuştu. İsa'nın cevabı ise hepimiz için sarsıcı bir uyanış çağrısıdır: 'Onun ne olacağından sana ne? Sen başkasının hikayesini bırak, sen benim ardımdan gel! Tanrı'yı o kadar büyük hayal kırıklığına uğrattığınızı düşündünüz mü ki, bir daha asla affedilmeyeceğinizi veya kullanılamayacağınızı hissettiniz mi? Simun Petrus tam olarak böyle hissediyordu. İsa'yı en zor anında üç kez inkâr etmiş ve acı acı ağlamıştı. Ancak dirilişten sonra Celile Gölü kıyısında kurulan o sabah kahvaltısında, tarih boyunca unutulmayacak bir onarım diyaloğu yaşandı. İsa, Petrus'a hesap sormadı, onu utandırmadı. Sadece o açtığı üç yarayı sarmak için üç kez sordu: "Beni seviyor musun?" Yuhanna 21:15-21 Yemekten sonra İsa, Simun Petrus'a, “Yuhanna oğlu Simun, beni bunlardan daha çok seviyor musun?” diye sordu. Petrus, “Evet, ya Rab” dedi, “Seni sevdiğimi bilirsin.” İsa ona, “Kuzularımı otlat” dedi. İkinci kez yine ona, “Yuhanna oğlu Simun, beni seviyor musun?” diye sordu. O da, “Evet, ya Rab, seni sevdiğimi bilirsin” dedi. İsa ona, “Koyunlarımı güt” dedi. Üçüncü kez ona, “Yuhanna oğlu Simun, beni seviyor musun?” diye sordu. Petrus kendisine üçüncü kez, “Beni seviyor musun?” diye sormasına üzüldü. “Ya Rab, sen her şeyi bilirsin, seni sevdiğimi de bilirsin” dedi. İsa ona, “Koyunlarımı otlat” dedi. “Sana doğrusunu söyleyeyim, gençliğinde kendi kuşağını kendin bağlar, istediğin yere giderdin. Ama yaşlanınca ellerini uzatacaksın, başkası seni bağlayacak ve istemediğin yere götürecek.” Bunu, Tanrı'yı ne tür bir ölümle yücelteceğini belirtmek için söyledi. Sonra ona, “Ardımdan gel” dedi. Petrus arkasına döndü, İsa'nın sevdiği öğrencinin kendilerini izlediğini gördü. Bu öğrenci, akşam yemeğinde İsa'nın göğsüne yaslanan ve, “Ya Rab, sana kim ihanet edecek?” diye soran öğrencidir. Petrus onu görünce İsa'ya, “Ya Rab, ya bu ne olacak?” diye sordu.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:18
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Gerçek Nedir?
"Gerçek nedir?" Tarihin en derin felsefi sorularından biri, Roma Valisi Pontius Pilatus tarafından, "Yol, Gerçek ve Yaşam Ben'im" diyen İsa Mesih'in tam gözlerinin içine bakılarak soruldu. Ancak Pilatus, cevabı beklemeden arkasını dönüp gitti. Bu videoda, Yuhanna İncili'ndeki en gerilimli yargılanma sahnesine derinlemesine iniyoruz. Yuhanna 18:28-40 Bir yanda dini kuralları bozulmasın diye vali konağına girmeyen ama masum bir adamı ölüme gönderen dini liderlerin korkunç ikiyüzlülüğünü göreceğiz. Diğer yanda, dünyanın en büyük askeri gücünün karşısında durup "Benim krallığım bu dünyadan değildir" diyerek gücün tanımını baştan yazan İsa Mesih'i izleyeceğiz. İnsanlık o gün bir seçim yaptı: Gerçeğe tanıklık edeni değil, bir haydut olan Barabba'yı istedi. Peki biz bugün hangisini seçiyoruz? Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa'yı Kayafa'nın yanından alarak vali konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve Fısıh yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler. Bunun üzerine Pilatus dışarı çıkıp yanlarına geldi. “Bu adamı neyle suçluyorsunuz?” diye sordu. Ona şu karşılığı verdiler: “Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, O'nu sana getirmezdik.” Pilatus, “O'nu siz alın, kendi yasanıza göre yargılayın” dedi. Yahudi yetkililer, “Bizim hiç kimseyi ölüm cezasına çarptırmaya yetkimiz yok” dediler. Bu, İsa'nın nasıl öleceğini belirtmek için söylediği sözler yerine gelsin diye oldu. Pilatus yine vali konağına girdi. İsa'yı çağırıp O'na, “Sen Yahudiler'in Kralı mısın?” diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: “Bunu kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa başkaları mı sana söyledi?” Pilatus, “Ben Yahudi miyim?” dedi. “Seni bana kendi ulusun ve başkâhinlerin teslim ettiler. Ne yaptın?” İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir. Pilatus, “Demek sen bir kralsın, öyle mi?” dedi. İsa, “Kral olduğumu sen söylüyorsun” karşılığını verdi. “Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.” Pilatus O'na, “Gerçek nedir?” diye sordu. Bunu söyledikten sonra Pilatus yine dışarıya, Yahudiler'in yanına çıktı. Onlara, “Ben O'nda hiçbir suç görmüyorum” dedi. “Ama sizin bir geleneğiniz var, her Fısıh Bayramı'nda sizin için birini salıveriyorum. Yahudiler'in Kralı'nı sizin için salıvermemi ister misiniz?” Onlar yine, “Bu adamı değil, Barabba'yı isteriz!” diye bağrıştılar. Oysa Barabba bir hayduttu.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:16
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Görünmez Tanrı'nın Yüzü: 'Beni Gören, Baba'yı Görmüştür'
İncil'in en çok bilinen ama belki de en az anlaşılan bölümlerinden biri: Öğrencileri korku içindeyken, İsa onlara sadece teselli vermedi; aynı zamanda gerçekliğin doğasına dair akıl almaz sırlar açıkladı. Filipus "Bize Baba'yı göster" dediğinde, aslında insanlığın en kadim arzusunu dile getiriyordu: Tanrı'yı görmek istiyoruz. İsa'nın cevabı ise teoloji tarihini sarstı: "Bunca zamandır sizinleyim... Beni gören, Baba'yı görmüştür." Bu videoda metnin sadece yüzeyinde kalmıyor, derinlerine iniyoruz: "Yol, Gerçek ve Yaşam" iddiası diğer inançları dışlayan katı bir dogma mıdır, yoksa evrensel hakikatin ta kendisi mi? İsa'nın ve Baba'nın birliği (Ego Eimi) felsefi olarak ne anlama gelir? Ve en şok edici vaat: Sıradan insanlar nasıl olur da İsa'nın yaptıklarından "daha büyük işler" yapabilir? Binalara değil, doğrudan Baba'nın kalbine giden o "Yol"u keşfetmeye hazır mısınız? Yuhanna 14:1-14 “Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. Babam'ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım. Benim gideceğim yerin yolunu biliyorsunuz.” Tomas, “Ya Rab, senin nereye gideceğini bilmiyoruz, yolu nasıl bilebiliriz?” dedi. İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben'im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez. Beni tanısaydınız, Babam'ı da tanırdınız. Artık O'nu tanıyorsunuz, O'nu gördünüz.” 8Filipus, “Ya Rab, bize Baba'yı göster, bu bize yeter” dedi. İsa, “Filipus” dedi, “Bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, ‘Bize Baba'yı göster’ diyorsun? Benim Baba'da, Baba'nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor. Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin. Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır. Çünkü ben Baba'ya gidiyorum. Baba Oğul'da yüceltilsin diye, benim adımla dilediğiniz her şeyi yapacağım. Benim adımla benden ne dilerseniz yapacağım.”
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
04:50
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Katil Serbest, Masum Çarmıha: Neden Barabba ?
Tarihin en adaletsiz yargılamasına hoş geldiniz. Vali Pilatus'un önünde duran İsa Mesih, kendisine atılan iftiralara karşı mutlak bir sessizlik içindeydi. Pilatus O'nun suçsuz olduğunu biliyordu, hatta karısı rüyasında İsa yüzünden acı çektiğini söyleyerek onu uyarmıştı. Ancak dışarıdaki kalabalık kışkırtılmıştı. Pilatus onlara sordu: "Kimi serbest bırakayım? Bir katil olan Barabba'yı mı, yoksa İsa'yı mı?" Kalabalığın cevabı dünyayı sarstı: "Barabba'yı sal, İsa'yı çarmıha ger!" Bu videoda insanlığın en karanlık anlarını inceliyoruz: İhanetinin ağırlığına dayanamayıp intihar eden Yahuda İskariot'un trajik sonunu, "Ben suçsuzum" diyerek ellerini yıkayan Pilatus'un politik korkaklığını ve İsa'ya giydirilen mor kaftan ile dikenli tacın ardındaki derin manayı konuşacağız. Gerçekte Barabba kimdi? Aslında hepimiz birer Barabba olabilir miyiz? Matta 27: 1-31 Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsa'yı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar. O'nu bağladılar ve götürüp Vali Pilatus'a teslim ettiler. İsa'ya ihanet eden Yahuda, O'nun mahkûm edildiğini görünce yaptığına pişman oldu. Otuz gümüşü başkâhinlere ve ileri gelenlere geri götürdü. “Ben suçsuz birini[a] ele vermekle günah işledim” dedi. Onlar ise, “Bundan bize ne? Onu sen düşün” dediler. Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı. Paraları toplayan başkâhinler, “Kan bedeli olan bu paraları tapınağın hazinesine koymak doğru olmaz” dediler. Kendi aralarında anlaşarak bu parayla yabancılar için mezarlık yapmak üzere Çömlekçi Tarlası'nı satın aldılar. Bunun için bu tarlaya bugüne dek “Kan Tarlası” denilmiştir. Böylece Peygamber Yeremya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelmiş oldu: “İsrailoğulları'ndan kimilerinin O'na biçtikleri değerin karşılığı olan Otuz gümüşü aldılar; Rab'bin bana buyurduğu gibi, Çömlekçi Tarlası'nı satın almak için harcadılar.” İsa Vali Pilatus'un Önünde İsa valinin önüne çıkarıldı. Vali O'na, “Sen Yahudiler'in Kralı mısın?” diye sordu. İsa, “Söylediğin gibidir” dedi. Başkâhinlerle ileri gelenler O'nu suçlayınca hiç karşılık vermedi. Pilatus O'na, “Senin aleyhinde yaptıkları bunca tanıklığı duymuyor musun?” dedi. İsa tek konuda bile ona yanıt vermedi. Vali buna çok şaştı. Her Fısıh Bayramı'nda vali, halkın istediği bir tutukluyu salıvermeyi adet edinmişti. O günlerde Barabba adında ünlü bir tutuklu vardı. Halk bir araya toplandığında, Pilatus onlara, “Sizin için kimi salıvermemi istersiniz, Barabba'yı mı, Mesih denen İsa'yı mı?” diye sordu. İsa'yı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu. Pilatus yargı kürsüsünde otururken karısı ona, “O doğru adama dokunma. Dün gece rüyamda O'nun yüzünden çok sıkıntı çektim” diye haber gönderdi. Başkâhinler ve ileri gelenler ise, Barabba'nın salıverilmesini ve İsa'nın öldürülmesini istesinler diye halkı kışkırttılar. Vali onlara şunu sordu: “Sizin için hangisini salıvermemi istersiniz?” “Barabba'yı” dediler. Pilatus, “Öyleyse Mesih denen İsa'yı ne yapayım?” diye sordu. Hep bir ağızdan, “Çarmıha gerilsin!” dediler. Pilatus, “O ne kötülük yaptı ki?” diye sordu. Onlar ise daha yüksek sesle, “Çarmıha gerilsin!” diye bağrışıp durdular. Pilatus, elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: “Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Bu işe siz bakın!” Bütün halk şu karşılığı verdi: “O'nun kanının sorumluluğu bizim ve çocuklarımızın üzerinde olsun!” Bunun üzerine Pilatus onlar için Barabba'yı salıverdi. İsa'yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti. Askerlerin İsa'yı Aşağılaması Sonra valinin askerleri İsa'yı vali konağına götürüp bütün taburu başına topladılar. O'nu soyup üzerine kırmızı bir kaftan geçirdiler. Dikenlerden bir taç örüp başına koydular, sağ eline de bir kamış tutturdular. Önünde diz çöküp, “Selam, ey Yahudiler'in Kralı!” diyerek O'nunla alay ettiler. Üzerine tükürdüler, kamışı alıp başına vurdular. O'nunla böyle alay ettikten sonra kaftanı üzerinden çıkarıp kendi giysilerini giydirdiler ve çarmıha germeye götürdüler.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:43
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Gerçek mi, Yanılgı mı, Kurgu mu? -3
Tarihi olayların gerçek olduğunu nereden biliyoruz? 1927'de Charles Lindbergh'in Atlantik'i tek başına geçtiğini , 1945'te Hiroşima'ya atom bombası atıldığını , 1969'da Neil Armstrong'un Ay'da yürüdüğünü veya 11 Eylül 2001'de İkiz Kuleler'in yıkıldığını hepimiz "gerçek" olarak kabul ediyoruz. Peki bunların hiçbirinde bizzat orada bulunmadığınız halde bu olayların yaşandığını nereden biliyorsunuz? Josh McDowell'ın cevabı net: Tanıklık. Tarih, tanıklığa dayalı geçmişin bilgisidir. Aynı tarihsel standartları Hristiyanlığın temeline uyguladığımızda ne olur? İsa Mesih ölümden dirildi mi? Tanrı'nın Oğlu olduğunu iddia etti mi? Bunları da ancak "Tanıklık" yoluyla bilebiliriz. Fakat asıl büyük soru şudur: İnsanlar yalan söyler, hafıza yanıltır. Peki Hristiyanlığın dayandığı bu tanıklık (Kutsal Yazılar) soruşturmaya dayanabilecek kadar güvenilir mi?
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
04:08
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Yaratıcı Ebeveynlik-13
Çocuğunuzun aileniz hakkında gerçekten ne düşündüğünü veya arkadaş ortamında nasıl biri olduğunu biliyor musunuz? Onlara sürekli sorular sormak yerine, Josh McDowell'ın yıllar önce keşfettiği bu iki harika yöntemi deneyin! İlk yöntem çok basit: Çocuğunuza bir kağıt verin ve "Bizim ailemizi çizer misin?" deyin. . Çizdiği detaylar ve ona soracağınız "Bunu neden çizdin?" sorusu, çocuğunuzun iç dünyasını size bir ayna gibi yansıtacaktır. İkinci yöntem ise gerçek bir ebeveynlik dehası: Dikiz Aynası Taktiği! Çocuklarınızı ve arkadaşlarını bir yere götürürken onlara en sevdikleri abur cuburları alın. Ama yolda onlarla sohbet etmeye çalışmayın. Sadece dikiz aynasını onlara doğru çevirin, sessiz kalın ve dinleyin. . Arkadaşlarıyla ilişkileri sağlıklı mı? Sohbetlere katılabiliyor mu? Bu bir saatlik sessiz gözlem, size aylar süren konuşmalardan daha fazlasını öğretecektir. Konu Başlıkları: 00:00 Ailenizin Dışarıdan Nasıl Göründüğünü Biliyor musunuz? 00:25 1. Taktik: Çocuğunuza Ailenizi Çizdirin. 01:10 İtibarımızı Nasıl Artırabiliriz? (Aile Toplantısı) 02:00 2. Taktik: Bilim Fuarı Yolculuğu ve Şeker Rüşveti! 02:45 Dikiz Aynasından Gelen Bilgelik: "Sadece Dinledim." 03:40 Asla Pişman Olmayacağınız Çaba: Ebeveynlik. #JoshMcDowell #Ebeveynlik #ÇocukPsikolojisi #Aileİçiİletişim #ÇocukEğitimi #Ergenlik #HristiyanAile #DikizAynası
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:39
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Gerçek mi, Yanılgı mı, Kurgu mu? -2
"İsa Mesih'in çarmıha gerildiğini ve dirildiğini nereden biliyorsun? 2000 yıl önce orada mıydın?" Bu soru, Hristiyan inancına yöneltilen en yaygın eleştirilerden biridir. Peki ama biz tarihi gerçekleri nasıl öğreniriz? Örneğin, Napolyon'un yaşadığını veya Waterloo Savaşı'nı kazandığını nereden biliyoruz? Orada mıydık? Hayır. Bunu "Tanıklıklar" aracılığıyla biliyoruz. Bu videoda Josh McDowell, "Tarih" kavramının gerçek tanımını yapıyor ve geçmişi bilmemizi sağlayan 3 temel tanıklık türünü (Yazılı, Sözlü, Fiziksel) açıklıyor. Hristiyan inancı, masallara veya felsefi teorilere değil; Tanrı'nın tarihe müdahale ettiği, tanıklıklara dayalı somut gerçeklere dayanır. Soru artık "Buna inanıyor muyum?" değil, "Bunlar tarihsel olarak doğru mu?" sorusudur. Konu Başlıkları: 00:00 Tarihsel Gerçeği Öğrenebilir miyiz? 00:30 Tarihin Gerçek Tanımı Nedir? 00:50 Napolyon Analojisi: "Orada Değildiniz!" 01:10 Tarihsel Araştırmanın 3 Temel Kanıtı. 02:00 Hristiyan İnancının Tarihsel Temeli. #Tarih #JoshMcDowell #İsaMesih #Apologetik #TarihselKanıt #Hristiyanlık #Gerçeklik #Teoloji
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:42
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Güvenilir mi? -12
"Kutsal Kitap yüzyıllar içinde kopyalanırken değişti, bozuldu" iddiasını sıkça duymuşsunuzdur. Peki, bu kopyalama işlemini yapan Yahudi yazıcıların (Masoretler) nasıl bir disipline sahip olduğunu hiç duydunuz mu? Onlar sadece metni yazmıyorlardı; her bir harfi, her bir kelimeyi tek tek sayıyorlardı. Kuralları o kadar katıydı ki, bir el yazmasında 3'ten fazla hata bulunursa, o rulo düzeltilmezdi; yok edilirdi! Bu videoda; Kutsal yazıların nasıl bir "matematiksel kesinlikle" korunduğunu, Eski ve yıpranmış nüshaların neden "Genizah" denilen odalarda saklanıp törenle gömüldüğünü, Ve bugün elimizdeki metnin neden binlerce yıl öncekiyle aynı olduğuna güvenebileceğimizi tarihsel kanıtlarla inceliyoruz... #KutsalKitap #Tevrat #Değiştirilmedi #TarihselKanıt #JoshMcDowell #Apologetik #Yazıcılar
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:31
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İlişki Kurmak -11
Çocuklarınıza sadece kurallar koyup onlarla ilişki kurmayı ihmal ederseniz ne olur? Cevap tek kelimedir: İsyan. Josh McDowell, bu samimi konuşmasında ebeveynliğin en altın kuralını paylaşıyor: "Ulaşılabilir Olmak." Çocuklar için sevgi, "Seni seviyorum" demekten çok, Z-A-M-A-N ayırmakla hecelenir. Josh, İncil'den İsa Mesih'in çocuklara yaklaşımını örnek gösterirken, kendi hayatında yaptığı büyük hatayı da cesurca itiraf ediyor. İş, seyahatler ve yorgunluk bahanesiyle çocuklarını nasıl geri çevirdiğini ve eşi Kathy'nin "Tatlım, çocukların için müsait değilsin" uyarısıyla nasıl sarsıldığını anlatıyor. Eğer çocuğunuzla bağınızın koptuğunu hissediyorsanız veya sadece daha iyi bir ebeveyn olmak istiyorsanız, bu videoyu mutlaka izleyin. Konu Başlıkları: 00:00 Altın Kural: İlişkisiz Kurallar İsyana Götürür. 00:30 Sevgi "ZAMAN" Diye Hecelenir. 01:00 İsa ve Çocuklar: "Engel Olmayın!" 01:45 Bir Babanın İtirafı: "Şimdi Olmaz Oğlum." 02:35 Eşin Uyarısı: "Konuşmamız Lazım."
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:04
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kutsal Kitap Gerçek mi, Yanılgı mı, Kurgu mu? -1
Bu metin, Josh McDowell'ın "Mutlak Gerçek" (Absolute Truth) kavramını savunduğu ve postmodernizmin "Gerçek kişiden kişiye değişir" fikrini çürüttüğü klasikleşmiş bir konuşmasıdır. Özellikle "Dünya Düzdür / Yuvarlaktır" analojisini kullanarak; gerçeğin kendisinin değil, bizim gerçeğe olan bakış açımızın değiştiğini harika bir mantıkla anlatıyor. Kanalınızın "Felsefe ve İnanç Savunması (Apologetik)" serisi için hazırladığım YouTube stratejisi şudur: 1. Başlık Önerileri (Mantık ve Felsefe Odaklı) En Vurucu (Meydan Okuyan): "Mutlak Gerçek Yoktur" Diyenlere Tek Bir Soru (Josh McDowell) (Bu başlık, izleyicinin zekasına hitap eder ve merak uyandırır.) Analoji Odaklı: "Dünya Düz mü, Yuvarlak mı? Gerçek Değişir mi, Yoksa Biz mi Değişiriz?" İnanç Odaklı: "Kutsal Kitap'a Güvenebilir misiniz? İnancın Temelini Sarsan Soru" 2. Video Özeti / Açıklama Metni (Description) Açıklama: Bugünlerde sıkça duyuyoruz: "Sana göre doğru olan bana göre yanlış olabilir", "Gerçek zamanla değişir", "Mutlak gerçek yoktur." Peki, "Mutlak gerçek yoktur" diyen birine şu soruyu sorarsanız ne olur: "Bunun doğru olduğundan mutlak bir şekilde emin misin?" Josh McDowell, bu videoda bir öğrencinin "Gerçek sürekli değişir" iddiasını ele alıyor ve meşhur "Dünya Düzdür" örneği üzerinden muazzam bir mantık dersi veriyor. İnsanlar eskiden dünyanın düz olduğuna inanırdı, şimdi yuvarlak olduğunu biliyorlar. Peki bu süreçte değişen şey "Gerçek" miydi, yoksa insanların "Algısı" mı? Gerçeğin doğasını, Kutsal Kitap'ın güvenilirliğini ve değişen algılarımızı anlamak için bu kısa ama derin dersi izleyin.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:15
Hayatın Anlamı Film Projeleri
İçindeki Boşluğu Neyle Dolduruyorsun?
Hepimiz hayatın darbeleriyle zaman zaman kırılırız, çatlarız. Bazen kendimizi boş, işe yaramaz veya tamir edilemeyecek kadar hasarlı hissederiz. Ama belki de o çatlakların bir amacı vardır? Bu büyüleyici kısa animasyon (Vessel), kırık bir çömleğin hikayesi üzerinden insanın ruhsal yolculuğunu anlatıyor. Kusursuz olmak zorunda değilsin. Çünkü Işık, en gür şekilde kırıklarımızdan dışarı sızar. 🏺 İncil'den Bir Not: "Biz bu hazineye (Tanrı'nın ışığına) toprak kaplar içinde sahibiz." Eğer kendini yorgun ve kırgın hissediyorsan, bu 4 dakikalık görsel şölen ruhuna iyi gelecek.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
02:49
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Ne Zaman Duracağını Bilmemek - Siyah Daire
Elinize her kapıyı açan, her duvardan geçen sihirli bir güç geçseydi ne yapardınız? Bu ödüllü kısa filmde, uykusuz bir ofis çalışanı fotokopi makinesinden çıkan gizemli bir kağıt parçasıyla tanışır: Bir "Kara Delik". Bu delik sayesinde otomat makinesinden bedava çikolata almak eğlencelidir. Ama insanoğlunun doğası asla azıyla yetinmez. Kahramanımız gözünü daha yükseğe, patronun çelik kasasına diktiğinde işler değişir. Açgözlülük, bizi içine çeken ve kaçışın olmadığı bir tuzağa dönüşebilir mi? Bu 3 dakikalık gerilim ve komedi dolu hikayeyi izleyin. Sonuna çok şaşıracaksınız! 🕳️ Tartışma Konusu: Küçük bir "kaçamak" ile başlayan hatalar, hayatımızda nasıl büyüyüp bizi hapseden bir kasaya dönüşür?
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
03:27
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Kişiliğini Değiştiren Uygulama: Bedeli Ne Olacak?
Eğer sihirli bir şekilde tamamen farklı bir insana dönüşebilseydin, bunu yapar mıydın? Jane, hayatın zorluklarıyla baş etmekte zorlanan genç bir kadındır. Bir gün karşısına "B Me" adında gizemli bir telefon uygulaması çıkar. Bu uygulama, her duruma uyum sağlamanız için kimliğinizi değiştirebilmektedir. Başta her şey harika görünür. Jane, hayatındaki engelleri aşmak için uygulamaya giderek daha fazla güvenmeye başlar. Ancak bu bağımlılık arttıkça, Jane uygulamanın karanlık ve tüyler ürpertici sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır. 📱 Broken Phonebooth Productions tarafından hazırlanan bu kısa film şu soruyu soruyor: "Kimlik duygumuzu nereden alıyoruz? Telefondan mı, yoksa gerçeklikten mi?" Bizi takip etmeyi unutmayın!
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
01:55
Hayatın Anlamı Film Projeleri
Neden Kaburga Kemiği? Adem ve Havva'nın Yaratılış Sırrı
Başlangıçta her şey kusursuzdu. Acı, ölüm ve kargaşa yoktu. Tanrı evreni yarattıktan sonra insanı topraktan şekillendirdi ve ona yaşam üfledi. Ancak hikayenin en çarpıcı kısmı kadının yaratılışıdır. Tanrı, Havva'yı yaratırken Adem'in ne kafasından bir parça aldı (erkeğe egemen olmasın diye), ne de ayağından bir parça aldı (erkek tarafından ezilmesin diye). Onu tam kalbinin altından, kaburgasından yarattı. Neden mi? Eşit olsun, korunsun ve sevilsin diye. 🎥 Bu Videoda: Evrenin ve canlıların yaratılışı. Adem ve Havva'nın bir araya gelişi. Aden Bahçesi'ndeki kusursuz yaşam. Ve Tanrı'nın tek uyarısı: "O ağaçtan yeme!" İnsanlık tarihinin başladığı o ana tanıklık edin.
Daha Fazla Yükle
bottom of page